Ana Sayfa Basından MAVİ ZAMANLAR / NİLAY YILMAZ / CUMHURİYET KİTAP EKİ / EYLÜL 2004

MAVİ ZAMANLAR / NİLAY YILMAZ / CUMHURİYET KİTAP EKİ / EYLÜL 2004

0 2541

BİR KİTAP İKİ YORUM…

Mavi Zamanlar
Mavisel Yener, Tudem Yayınları, 2003, 198 Sayfa
Resimleyen Asuman Portakal
(ilkgençlik)

Elinize bir kitap aldınız, okumaya başladınız. Birdenbire kitapta şu uyarı ile karşılaştınız. “Onca kitabın içinden bunu seçmen bir rastlantı olamaz, değil mi? Şimdi bir sözleşme yapmalıyız seninle. Bu masalı okumaya başlarken bilmelisin ki, ya sonsuza taşımalısın bu gizemi ya da hemen bırakmalısın okumayı. Çünkü o sana, dereden tepeden, dumanlı dağlardan, ateşli sulardan geçip de geldi. Senin dünyan hangi zaman diliminde olursa olsun, suyun ateşinin kaynağındaki gizemi bulmalısın. Masalım seni Mavi Zaman’daki hamama götürecek, çözmen için gizemi. Sakın demeyesin, hamamın kubbesi yok, tası yok, kurnası yok! İşte ilk ipucu sana. Dünya güzeli su perisi hâlâ yıkanıyor orada” (S.10). Böyle bir uyarı ile ‘siz’ karşılaşmış olsaydınız ne yapardınız? Kitabı hemen elinizden bırakır mıydınız, yoksa okumaya devam edip işin gizemini çözmeye mi çalışırdınız?

Birce, inatçı bir kız. Yarı yoldan hiç döner mi? Kitap kurdu olan Birce ‘Gizli Geçitleri Bulmanın Yolları’ adlı kitabı kitapçıdan bulduğu günden beri onu elinden bir türlü bırakamıyor… Sadece kitap okumuyor Birce, öyküler de yazıyor. Üstelik yazdığı bir öykü, ilköğretim okulları arasında yapılan bir yarışmada ödül de alıyor. İşte kitabın gizemi de bu noktada çözülüyor ya da daha da karmaşıklaşıyor. Çünkü Birce kendini hem bir arkeolojik kazıda hem de bir masal içinde buluveriyor. Yarışmanın ödülü olarak ‘arkeolojik kazı alanında bir haftalık tatil’ kazanan Birce orada yaşıtları Işıl, Sevilay, Aktan ve Gilman ile tanışıyor. Onlar da Birce gibi bir süre sonra kendilerini bu kırmızı kaplı kitabın anlattığı masal ve sır perdesi içinde buluyorlar. Gençler su perisinin ve Dolunay Masalcısı’nın sırrını çözmeye çalışırken, İbrahim, Reşat, Necip ve Tony de dünyayı değiştirme planları içinde. ‘Gerçekler’ ve ‘düşler’ bir noktada kesişiyor, hayatlar su perisinin gizeminde birleşiyor. Acaba hangisi gerçek, hangisi düş?

İlkgençlik dönemi çetin bir dönem. Bitmek tükenmek bilmeyen kaygılar, sorunlar, korkular… Yaşanılan aşklar, kırılganlıklar, arkadaşlıklar… İşin içine bir de ailelerin ve toplumun gençlerden beklentileri girince, arada kalan gönlü deli genç insanlar… Birce ve arkadaşları da ‘arkeolojik kazı alanında geçirdikleri bir haftalık tatil’ dönemine sanki bir ömür sığdırıyorlar. Geçmiş, bugün ve gelecek arasında mekik dokuyor, su perisinin gizemini çözmeye çalışırken hem kendilerini hem de insanları tanıyorlar.

İyi kurgulanmış bu öykü içinde her ayrıntının bir gizemi var. Öykünün çok katmanlı örgüsü içinde, sadece ilkgençlik döneminin sorunları yok. Toplumsal kaygılarımız da var. Allianoi!.. Zeugma gibi, yakında Yortanlı Barajı’nın suları altında yok olacak olan antik sağlık merkezi Allianoi olayın geçtiği yer… Ege’nin güzellikleri her satırda kendini gösteriyor, anlatılanlar bizi artık çok uzaklaştığımız doğaya çekiyor. Binbir koku burnumuzda tütüyor, gözümüzdeyse görmesini çoktan yitirdiğimiz doğa güzelliklerinin özlemi….

“Ot kokuları, ılık meltemin büyüsüyle canlanıp Alyonoi eteklerinde nazlı nazlı dolandı bir süre; sonra uzak dağların doruklarına doğru yükseldi. Gecenin hiç beklenmedik bir anında, birden sabaha dönüştü sanki karanlıklar. Umutsuzlara umut, sevgililere aşk dağıtan, dev bir top fırladı ağaçların ardından; gitti gitti, ot kokularına bulanan dağın doruğuna durdu… Gümüş rengi gece kuşları, kartal süzülüşüyle konuverdi hatları ay ışığıyla çizilmiş billûr dağın doruğuna. Yıldızları kulaçladı bakışları. Mavi kanatlı kelebek, uyumayı unutan tırtıl, aydınlığa koşan pervaneler, sevgilisiyle ilk kez buluşmaya gidecek bir genç kızın heyecanını yaşardı her dolunayda. Tıpkı o gece olduğu gibi… Ay ışığı İlya’da yıkanırken, yer gök sus pus oldu. Ortalıkta çıt yoktu… Çocuklar dehlizin kapağını açtıkları gibi içeri atladılar” (S.162)

Allianoi, bugünlerde yine sessiz çığlıklar atıyor. Geçtiğimiz haftalar da kazıya üç yıldır destek veren kurumun artık yardımını keseceği, yedi yıldır devam eden kazı çalışmalarının durdurulacağı haberi verilmişti. Ancak sağlık merkezinin sadece %10’u gün yüzüne kavuşabilmiş durumda. Kim bilir daha neler var yitirdiğimiz, yitireceğimiz!

Mavisel Yener’in “Mavi Zamanlar” kitabı Allianoi’nin sessiz çığlığı! Allianoi’nin de bir Zeugma trajedisine döneceği kaygısındayken, kazılarda bulunan Afrodit heykeli, romanda su perisinin dilinden hepimize bakın nasıl sesleniyor…

“Su perisi insanoğlunun açgözlülüğünü unutmuştu. Kuzey’i ve Güney’i koruyabilecek tek şeyin ne olduğunu biliyordu. İnsanoğlu, günün birinde Su Perisi’nin dünyanın merkezine uzanan köklerini yerinden oynatırsa, şifa dağıtan ateş, alevler kusacaktı yine… İzleri sürebilen gözler, aynada görecektir Dolunay Masalcısı’nın ipucunu. Yuvasına git ve kurtar Su Perisi’nin ikizini.” (S.59)

Yener’in bu romanı 2003 TUDEM Edebiyat Ödülü almıştı (İlkgençlik- Roman). Yazarın bu roman için uzun çalışmalar yaptığı, her detayı kazıdan çıkartılan bir parça dikkatliliğinde ele aldığı ve Ege’li olmanın duyarlılığı ile dokuduğu hissediliyor. Bu kitapta tarih de var, arkeoloji de, mitoloji de… Bütün bunlardan bahsederken, okuyucusunu elinde tutmayı da başarıyor Yener. Gençleri belgeler içinde boğmadan, geçmiş günlerden bugünle konuşuyor.

“Bülent bulduğu yontuya dikkatle bakarak, ‘Kafada bir çatlak var, galiba!’ dedi. Aktan pıskırarak gülmeye başladı. ‘Kafayı çatlatmış senin yontu Bülent abi!’ Arzu sesine romantik bir tını vererek konuştu:, ‘Billur dağında bir deniz kızı yaşarmış. Binlerce yıldır ‘Ahhh… Bülent beni kurtarsa’ dermiş. Ama kafası çatlakmışşşşş…’ ‘Dağda deniz kızı ne arar Arzu abla?’ ‘Bu da kafayı çatlattı!’ (S.78)

İlkgençlik romanı olur da, içinde ‘aşk’ olmaz mı? O da var elbette. Üstelik romanın sonunda sizi tekrar kitabın başına döndürüp konuyla ilgili ipuçlarını aratacak, kitabı yeniden okutacak kadar gizli ve açık bir aşk!

“Onca kitabın içinden bunu seçmen bir rastlantı olamaz, değil mi?” diyor kırmızı kitap! ‘Gerçekler’imiz ve ‘düşler’imiz Allianoi’de kesişiyor, hayatlar su perisinin gizeminde birleşiyor. Acaba Allianoi’de olanlar gerçek mi, düş mü? Allianoi de elimizden kayıp gidiyor… Uyuyor muyuz?.. Duyuyor muyuz?..

Mavi Zamanlar

Kitapta mat ikinci hamur kağıt kullanılmıştır. Uzun süre kullanıma uygun, çabuk yırtılmayan, kırışmayan ve kirlenmeyen nitelikte kağıt kullanılmıştır. 19×13 cm. boyutunda, hacim ve ağırlık yönünden taşınabilir durumdadır.

Kitapta kapak çocuğun ilk karşılaştığı ileti durumunda. Ön kapakta kitabın içeriği ile ilişkili bir resim vardır. Arka kapakta verilen kitabın içinde de yer alan sözler etkileyicidir.(“Ey okur… Mavi Zamanlar’a doğru yola çıkmaya hazır mısın? Yanına yalnızca bu kitabı al; bir de yüreğini… Sonra hiç korkmadan ilerle… Yolunu aydınlatan, Dolunay’dır.” Dolunay Masalcısı.)

Kapakta dayanıklı karton kullanılmıştır. Üzeri kaplanmamıştır. Cilt sırttan tutkalla yapıştırılmıştır. Sayfalar kolay açılmaktadır. Kullanıma uygundur. Kitabın arka kapağında kimlik bilgileri yer almaktadır.

Kitap 198 sayfadan oluşmaktadır. Kitabın sonunda öyküde anlatılan kazı yerine ilişkin fotoğraflar yer almaktadır. Resim, metin ve sayfa kenarlarındaki boşluklar arasında bir bütünlük vardır. Oranlar iyi ayarlanmış, sayfayı okuma ve izleme rahatlığı sağlamıştır.

Kitap içinde resim yer almamaktadır. Sonda büyüklü küçüklü 10 resim vardır. Bunlar kazı yerinden fotoğraflardır. Gazetelerden kesilmiş resimler de kullanılmıştır. Resimler metni anlamlandırmaya yardımcı niteliktedir.

Kitaptaki harfler “14 punto” büyüklüğündedir. Kolayca okuyabilecek durumdadır. Satır aralarındaki boşluklar da harflerin boyutlarıyla orantılıdır.

Baş kahraman Birce’dir. Diğerleri: Gilman, Işıl, Sevilay, Aktan, Necip, Erkan, Sibel, Mustafa, Ece, Reşat, Ufuk, Ahmet Bey, Arzu, Pülmüz Teyze, Mehmet, Cerenimo, Erman, Canan Hanım, Doğu, Sezin Hanım, Tomy

Açık Karakterler olarak Gilman, Birce ve Aktan’ı görüyoruz. Açık karakterler tüm yönleriyle ele alınmıştır.

Kapalı karakterler:Işıl, Sevilay, Aktan, Necip, Erkan, Sibel, Mustafa, Ece, Reşat, Ufuk, Ahmet Bey, Arzu, Pülmüz Teyze, Mehmet, Cerenimo, Erman, Canan Hanım, Doğu, Selahattin, Davut Amca, İbrahim, Reşat. Tüm bu karakterler baş karaktere ve kurguya yardımcı roldedirler, belli özellikleri verilmiştir.

Romandaki karakterlerin çoğu durağandır. Olaylar boyunca değişiklik göstermezler. Işıl, Aktan, Sevilay, Necip, Erkan, Sibel, Mustafa, Ece, Reşat, Ufuk, Ahmet Bey, Arzu, Pülmüz Teyze, Mehmet, Cerenimo, Erman, Canan Hanım, Doğu, Selahattin, Davut Amca, İbrahim, Reşat. Devingen olarak Birce baştan itibaren araştırma merakı ile gündeme getirilmiş ve başına gelen tüm olaylara karşın yılmayarak hedefine doğru yönelmiştir. Gilman da onunla birlikte bu devingenliği sürükleyicidir.

Yazarın başarılı bir roman tekniği var. Romanın kurgusu iyi yapılmış. Kurgu üstüne kurgu yapılandırılmış. Bir yanda kırmızı kitaptaki masaldakilerin peşine düşen çocuklar, diğer yanda dünyanın manyetik alanında sapma yapabileceğini düşündükleri kristalin ardına düşen insanlar. Bir anda, aynı yerde ve zamanda birleşerek aynı kaderi paylaşmaya başlıyorlar. Oysa romanda ayrı ayrı olaylar içinde veriliyorlar. İpuçlarını bulma ve değerlendirme süreci baştan sona devam ettiğinden daima merak söz konusu. Sona yaklaştıkça merak da doruk noktaya çıkıyor ve okuyucu sürükleniyor. Özellikle ipuçlarının değerlendirilerek yeni bulgulara ulaşıldığı bölümlerde merak öğesi çok başarıyla kullanılmış.

Kitabın adı bize kitabın içindekiler hakkında ipuçları vermektedir. Mavi suyu, zaman ise romandaki masalsı anlatımı işaret etmektedir. ‘Mavi’ ve ‘zaman’ sözcükleri sık sık tekrarlanmaktadır. Neden mavi zamanlar? Çünkü sonsuzluk, ebediyet, devamlılık. Geçmişten günümüze var olan değerlere sahip çıkışın bir öyküsü var bu kitapta.

Roman anlamlı bir o kadar da düşündürücü bir sonla noktalanıyor… Gilman’ın kızın annesine gönderdiği not bu romanın hiç bitmeyeceğini düşündürüyor.

Kitabın başında 32. sayfada Mehmet’in “Biter bitmez bir yenisi başlar heyecanımızın. Burada eski ile yeni uygarlıkların arasında tarihin oynadığı ‘Ben sakladım sen bul’ oyununu oynuyoruz. Nereye saklanmış? Ne zaman saklanmış? Bunları araştırmak çok heyecanlı.” sözleri romanın sonu ile örtüşmektedir.

Kitap sevgisi, hayvan sevgisi ve giderek insan sevgisi romanda önemli bir yer tutmuştur. Ağustos böceğinden yılana kadar pek çok hayvan ile tanıştırılan okura her birinin ayrı bir yönü sezdirilmiştir. Cerenimo adlı köpek romanda önemli bir rol üstlenmiş, baştan sona olayların odağında yer almıştır. Ona yüklenen özelliklere bakarak çocuğun köpeklerle (hayvanlarla) dostluk kurması mümkündür.

Hayvanların dışında bitkiler de güzel bir anlatımla verilmiştir. Okurun bunlar üzerinde düşünmesi sağlanmıştır. Ayrıca müzik aletlerinden kavalın ele alınması da önemlidir.

Kitapta ‘görülen’ ve ‘örtük’ iletiler fazla sayıdadır. Özellikle masaldan alınan bölümlerde verilenler, okuru düşünmeye zorlayacak niteliktedir.

“O zaman bu geceyi hatırlayacaksın. Sen çevrendeki kötülüklere hayır diyebilme gücüne sahipsin. İşler kötüye giderse hatırlayacağın cümle şudur: Gözler iz sürmeli, gördüğünün içine sızabilmeli, rengini bırakmalı baktığına. Uçsuz bucaksız düzlüklerde rastlayınca yüz çevirdiğimiz, tekerlek izleri gibi yol gösterebilmeli.” (s.34)

Aslıhan Küçükavşar, Öğretim Görevlisi, Ankara Üniversitesi

YORUM YOK

Bir Yorum Bırak