Ana Sayfa Basından İÇİNİZDEKİ ÇOCUK KIRGINSA YAZAMAZSINIZ / YENİ ŞAFAK KİTAP EKİ

İÇİNİZDEKİ ÇOCUK KIRGINSA YAZAMAZSINIZ / YENİ ŞAFAK KİTAP EKİ

0 27

Türk çocuk edebiyatının önemli yazarlarından Mavisel Yener, yazma serüveninin çocukluk yıllarında başladığı söyledi. Yener, “İçinizdeki çocuk kırgınsa bir şeylere, yazdıklarınız hep hüzne akar. O nedenledir ki, herkes çocuk kitabı yazamaz” diyor.

Çocuk kitapları yazarı Mavisel Yener, uzun yıllardır bu alanda sayısız eser vermiş bir isim. Çocukken de yazar olmak istediğini söyleyen Yener, “Yazarlar kendilerine yolculuk yapar her zaman, belki de bu yüzden çok zordur çocuklar için yazmak. İçinizdeki çocuk kırgınsa bir şeylere, yazdıklarınız hep hüzne akar. O nedenledir ki, herkes çocuk kitabı yazamaz” diyor. Mavisel Yener’le yazma serüvenini konuştuk…

Bir yazarın eserlerini anlamak için öncelikle yazarı tanımak anlamak gerektiğini düşünenlerdenim. Öncelikle Mavisel Yener kimdir desek?

“Kimsin?” sorusu bana hep galakside minicik toz tanesi olduğumu düşündürse de, beklenen yanıtı vereyim: 1984’te Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden mezun oldum. Şiir, öykü, masal, tiyatro oyunu, roman türlerinde pek çok eser verdim. 2007’den bu yana çocuk kitapları hakkında tanıtım ve eleştiri yazıları yazmaya devam ediyorum. Öykü, masal ve şiirlerim ilköğretim ders kitaplarında yer alıyor, yabancı dillere çevriliyor. Çocuk yazını alanında atölye eğitmenliği de yapıyorum.

HEM DİŞ HEKİMİ HEM YAZAR

Diş hekimliğinden çocuk edebiyatı yazarlığına olan yolculuğunuz nasıl başladı? Neden Çocuklar için yazmak?

Ben diş hekimi olmadan önce yazıyordum zaten. Çocukluğumdan bu yana iki hayalimdi yazar ve diş hekimi olmak. İkisini birarada sürdürebildiğim için de mutluyum. Birbirine çok benzeyen iki meslek. Biri dişlerin diğeri düşlerin sağlığından sorumlu. Dişler ve düşlerle uğraşmak beni mutlu ediyor. Ağırlıklı olarak çocuklara yazıyorum, çünkü onlar için yazmayı seviyorum. Yazan kişinin “aydın” kimliği taşıması gerekliliğine inanırım. Dünyadaki ve ülkesindeki olaylara duyarsız kalmayan, bunun ötesinde düşüncelerini eyleme dönüştürebilmeyi başaran kişidir yazar. Benim eylemim de yazmak ve yazının dönüştürücü etkisini hem kendim hem de okurum üzerinde duyumsamak. Kitaplarımla büyüyen çocukların yetişkin iyi okurlar olduğunu gördüğümde kendi adıma, ülkem ve geleceğimiz adına mutlu oluyorum.

Çocuklar için öyküler, romanlar yanında şiirler de yazıyorsunuz, çok naif çok güzel şiirler. Çocuklar şiirleri konusunun hak ettiği değeri görmediğini düşünüyorum. Oysa ki bir ritimle dünyaya gelen çocuğun yüreğine en kolay şiirle dokunabilirsiniz. Şiire olan bu temkinli yaklaşım neden sizce?

Şiirin gücü azaltılmış sözdedir. Oysa, kimi zaman ders kitaplarında yer alan, ne yazık ki “şiir” niteliği taşımayan ürünlerle karşılaşıyoruz. Yapmacık uyak yığınlarına eklenecek bir tutam iç ses uyumu, iki gram da imge, en önemlisi de “işlenen üniteye uygunluk”, işte size “harika” bir çocuk şiiri. Ne var ki belirli günler haftalar “şiir”leri çocuğa gerçek anlamda şiirin büyüsünü duyumsatmaktan uzak kalıyor. Son yıllarda iyi çocuk şiirleri ders kitaplarında yer almaya başladı. Sanıyorum yetişkinlerin “temkinli” yaklaşımının nedeni, şiirin büyüsünü hissettirmeyen şiirimsilerle büyümüş olmaları. Fakat, iyi çocuk şiirlerini edebiyatımıza kazandırarak bu bakışı kırmaya başladığımızı biliyor, gözlemliyorum.

İŞİN SIRRI AŞKLA YAPMAK

Çok üretken ve çok faal bir yazarımızsınız. Bu kadar verimli olmanın sırrı nedir? Bulunduğumuz dönem içinde çocuk edebiyatı kapsamında yayınlanan eserleri yeterli buluyor musunuz?

Verimli olmanın en önemli sırrı yaptığı işi aşkla yapmak. Uluslararası Andersen Ödülüne Türkiye adayı olarak gösterilirken raporda “yaşamını yazmaya adamış” cümlesi yer alıyordu. Gerçekten de bu adanmışlık verimliliğin sırrı. Çocuk edebiyatı kapsamında elbette çok iyi eserler kaleme alınıyor, donanımlı yazarlar alana geliyor. Umudu, sevinci çoğaltmak gerekir. “Yeterli” sözcüğü göreceli bir sözcük. Her zaman daha da çoğunu, iyisini hak eder çocuklar.

Mavisel Hanım için gözbebeği olan eseri hangisidir diye sorsak çok mu zorlamış oluruz?

Bir annenin birkaç çocuğu olsa, “hangisi gözbebeği?” diye sorsanız, çocuklarını asla birbirinden ayıramayacağını söyler. Ben de yapıtlarım için aynısını söyleyebilirim. Bugüne değin yazdığım yüz on iki kitabın hepsine çok emek verdim, hepsi de gözbebeğim.

Yakın zamanda bir Japonya geziniz oldu. Çocuk yayıncılığında diğer ülkelerle kıyasladığımızda biz neredeyiz?

Yalnızca Japonya değil pek çok ülkede çocuk edebiyatı buluşmalarına katılıp gözlem yapma şansım oldu. Bütüncül bakışta ülkemizdeki olumlu gelişmelerden söz edebilirim. Nitelikli, uluslararası düzeyde yapıtlar üretiliyor. Yazarlarımızın hayal gücü ve edebiyata/ dile gösterdikleri özen alkışlanacak düzeyde. Resimleme ve tasarım açısından da dev adımlarla ilerleniyor. Üretim açısından iyi bir yoldayız ancak uluslararası alanda söz sahibi olabilmek için farklı tanıtım ve pazarlama yöntemlerine gereksinim var. En büyük eksiğimiz bu. Dünyadan aldığımız bilgiyi dönüştürme, uygulamaya koyma, alandaki ulusal kalkınmışlık düzeyine katkıda bulunma için adımlar atılması gerekiyor. Ülkemizde bu gelişimi sağlayabilmek için eğitim politikalarımızdan tutun da alandaki kurumsal reformlara dek gözden geçirilmesi gereken konular var. 11-12 Mayıs 2018’de Afyon’da gerçekleşecek VI. Ulusal Yayın Kongresi’nde benim de içinde bulunduğum Çocuk ve Gençlik Yayıncılığı Komisyonu bu konuları masaya yatıracak, raporunu bakanlığa sunacaktır.

ADANMIŞLIK GEREKİYOR

Çocuklar için yazmaya kollarını sıvayan yazarlarımıza önerileriniz neler olur?

“Yazar” ise ve çocuklar için yazmaya karar vermişse zaten benim önerilerime gereksinimi yoktur. “Yazan” ise edebiyatın estetiğine dair bütün ölçütleri bilmesi, aynı zamanda çocuğun duygu dünyasını ve yaş özelliklerini de gözönüne alması sorumlulukları arasındadır. Çocuk kitabı çocuğu kendine kıpır kıpır bir dille çağırmalı, merakla beklenmeli sonu. Yazarlar kendilerine yolculuk yapar her zaman, belki de bu yüzden çok zordur çocuklar için yazmak. İçinizdeki çocuk kırgınsa bir şeylere, yazdıklarınız hep hüzne akar. O nedenledir ki, herkes çocuk kitabı yazamaz. Çocuklar için yazarken imbiklerden geçirilmiş çalışmalar yaparız; çocuğun ve edebiyatın hak ettiğince ürünler ortaya koymak en büyük sorumluluğumuz. Bunun için de adanmışlık gerekir.

Sevinç Şahin, Yeni Şafak Kitap Eki

YORUM YOK

Bir Yorum Bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.