Ana Sayfa Basından “ŞİİR ÇOCUĞUN OKUMA SEVİNCİNİ BÜYÜTÜR” / BABY&YOU DERGİSİ RÖPORTAJI

“ŞİİR ÇOCUĞUN OKUMA SEVİNCİNİ BÜYÜTÜR” / BABY&YOU DERGİSİ RÖPORTAJI

0 154

* Siz de bir çocukken yazar olacağınızı düşünüyor muydunuz, sizin kalem ve kağıtla olan yolculuğunuz nasıl başladı?

İlkokul birinci sınıfa geldiğimde okuma-yazma öğrenmek için can attım, çünkü kitapları kendim okuyabilecektim. Yalnızca masal kitabı okumak için okuma-yazma öğrenilir sanıyordum. Çocukluğumda okuduğum kitaplar –çoğumuzun öyledir- belleğimde önemli izler bırakmıştır. İlkokul ikinci sınıfta yazdığım bir şiiri öğretmenimin yarışmaya göndermesi yaşamımın dönüm noktalarındandı belki de. Yazar olmamda çok etkisi bulunan ilkokul öğretmenim yazar olacağımı görmüş, bunu bana söylemişti. Bana verdiği öğütlerden ilki çok kitap okumak, diğeri ise günlük tutmaktı. Yazma ve okuma sürecim onun bu öğütleriyle birlikte bambaşka bir yolculuğa başladı.

* Kitaplarınızı hazırlarken sizi besleyen kaynaklar nelerdir?

Evrensel ve ulusal kültürler, ailem, çevrem, dilim, okumalarım, gezilerim, deneyimlerim, araştırmalarım, yaşanmışlıklarım, düş gücüm ve sanatın diğer dalları beni besleyen kaynaklar.

* Sanata İlk Adım Dizisi’nde ‘Şiir Sevenler Parmak Kaldırsın’, ‘Oyun Sevenler Şapka Taksın’ ve ‘Kedi Sevenler Buraya’(doğrusu benim favorim de bu oldu )isimli birbirinden keyifli ve renkli kitaplarınız yer alıyor. Bu fikir nerden doğdu? Ayrıca kitapların içindeki çizimler de oldukça etkileyici, onları resimleyen Esra Uygun ile nasıl bir süreç geçirdiniz?

1998’den bu yana çocuk kitapları yazarken onlara vermek istediğim en önemli duygu okuma keyfi, sevgisi ve sevinciydi. Sanata İlk Adım Dizisi’nin de ilk amacı bu. Bir yanda kitap sevinci verirken öte yandan sanatın, yaratıcı düşünmenin büyüsünü onlara duyumsatma fikri bir süredir belleğimin raflarında duruyordu. Hep kitap yayın yönetmeni Deniz Yüce Başarır ile editör Ebru Akkaş Kuseyri’den gelen teklif, fikirleri belleğimden sayfalara taşıdı. Yayınevinin projeye inanması, içselleştirmesi, bu kitabın ruhuna en uygun çizimleri yapabilecek kişiyi arama sürecini başlattı, bu aşamada yayınevinin ekip çalışması alkışlanmaya değer. Esra Uygun’un çizgileriyle metinlerimin buluşmasından çok mutluyum, hep kitap sayesinde başarılı bir ikili olduk. Çocuklar kitapları çok sevdi. Bunu imza günlerinde gözlemleme olanağı buldum.

* Bu serinizde şiirsel masal türünde yazmayı tercih etmenizin nedeni nedir?

Zihnimdeki malzemeyi yeniden keşfederken bu kitapların içeriğinin şiirsel bir metine gereksinimi olduğunu hissettim. Sanata ilk adımı atarken hem masaldan hem şiirden hareket etme fikri beni heyecanlandırdı. Böylece kitapların türü ortaya çıkmış oldu. Kullandığım teknik, aslında “kural” denen şeyin sanatla pek bağdaşmadığının da göstergesi. Her dizede kafiyenin olmayışı, kimi sayfada konuşma balonlarının da kullanılması, düzyazıya adım atar gibi görünen bölümlerin yerleşmesi ve daha pek çok özellik, aslında “sanat”ın ne denli özgür bir tür olduğunun da ipucu.

* Sanatla olabildiğince erken yaşta tanışmanın çocukların üzerindeki etkileri nelerdir?

Sanat, duygu ve düşünce arasındaki iç içe geçen bağlantıyı vurgular, öğrenme ve gelişim sürecinin de etkin bir yardımcısıdır. Sanat çocuğa özgür alanlar sağlamakla kalmaz, katılımcı, girişimci, özgüvenli, kendini ifade edebilen estetik değer yargıları gelişmiş bireyler olmalarına katkı sağlar. Örneğin, erken yaşta oyun hamurlarıyla heykeller yapmaya çalışan bir çocuğun hem ruhsal hem de psiko-motor gelişimi sağlanmış olacaktır. Erken yaşta sanatla tanıştırılan çocuk, ilerinin sanattan anlayan, onu seven, bilinçle izleyen bireyi olacak, kendini ve toplumu zenginleştirecektir.

* Sizce çocukların sanatla bütünleşmeleri adına eğitimciler neler yapabilir?

Okul öncesi kurumlarda, çocuğun sanat sevgisini geliştirmek için, iyi hazırlanmış bir eğitim programı uygulanması gerekir. Çocuğun dikkatini farklı sanat dallarına çekmek için, yetkin bir sanat eğitimi programı olmalı. Bu konu üzerine düşünmek isteyenler için Schiller’in “İnsanın Estetik Eğitimi Üzerine Mektuplar” adlı eserini salık verebilirim. Schiller, insanın gelişiminin amacının şahsiyetin harmonik bir bütün olarak geliştirilmesi olduğunu ve tek yönlü eğitimin insan kişiliğindeki uyumu bozduğunu savunmuştur. İşte tam da bu nedenle, eğitimciler okul öncesinden başlayarak eğitimin her evresinde sanat eğitimini eğlenceli bir biçime getirerek ilerinin sanat sever bireyini yetiştirmeli.

* Atölye çalışmalarınıza ya da herhangi bir sunumunuza henüz katılmamış kişiler için sorayım, şiir nedir?

Bu sorunuza M.Cevdet Anday’ın sözleriyle yanıt vereyim: “Çıkar yol, şiiri tanımlamaktan vazgeçmektir. Her şiir kendini tanımlar.”

Geçenlerde ilkokul ikinci sınıf öğrencisine “ben şiir türünü hiç bilmiyorsam bana onu nasıl tanımlarsın?” diye sorduğumda “sana şiir okuturum, tanım yapmam!” dedi. Anday ile ilkokul ikinci sınıf öğrencisinin aynı şeyi söylemesi rastlantı mı dersiniz?

* Sizce hikayeleri çocuklara şiirle anlatmanın önemi nedir, bu onları hangi yönden geliştiriyor?

Şiir, bir hikâye ya da masalı anlatmanın akışkanlık kazanmasına olanak sağlayabilir. İç uyumu, ritimsel söylenişi nedeniyle çocukların dünyasına seslenen bir tür şiir. Şiir, okuma yazma öğrenmeden önceden çocuğun dünyasında vardır. Söylenişlerinde ezgi bulunan bilmeceler, tekerlemeler onun dünyasında önemli yer tutar. Oyunların girişinde ebeyi belirleyebilmek için sayışırken bile uyaklı, ezgili sözler yaratırlar. Masalların girişinde, oyunlarda söylenen kalıplaşmış, uyaklı söz grupları, yani tekerlemeler çocuğun dil becerisini geliştirir, onu şiire yaklaştırır. Çocuk aslında o ritmi arar hep. Dil ve düş dünyasını zenginleştiren iki türü birleştirmenin, çocuğun kitapla ilişkisinde, kitabı sevmesinde olumlu etkileri var. Eğlenceli bir masal okurken yaşına göre imgelerle, büyülü bir dille karşılaşan çocuğun anadili gelişimi de hızlı olacaktır.

* Okul kitaplarında yer alan çocuk şiirleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Şiirin gücü azaltılmış sözdedir. Oysa, kimi zaman ders kitaplarında yer alan, ne yazık ki “şiir” niteliği taşımayan ürünlerle karşılaşıyoruz. Yapmacık uyak yığınlarına eklenecek bir tutam iç ses uyumu, iki gram da imge, en önemlisi de “işlenen üniteye uygunluk”, işte size “harika” bir çocuk şiiri. Ne var ki belirli günler haftalar “şiir”leri çocuğa gerçek anlamda şiirin büyüsünü duyumsatmaktan uzak kalıyor. Son yıllarda iyi çocuk şiirlerinin ders kitaplarında yer almaya başladığını gözlemliyoruz. Umarım bu konuda daha da hızlı yol alabiliriz.

* Şiir okumanın çocukların gelişimi üzerinde nasıl bir etkisi var?

Çocuk şiiri, dili, düşüncesi, duygusu ve imgeleriyle çocuğu iyi edebiyata çağırır, estetik bakışı besler, yaşamın her alanındaki duyarlığı çoğaltır, okuma kültürüne büyük katkı sağlar. Çocuğun okuma sevincini büyütür. Şiir üzerinde düşünmek, incelikler üzerine düşünmeyi de çağırır…

* Çocuk şiiri yazan bir şairin sorumlulukları nelerdir?

Çocuk şiiri yazan birinin şiirin estetiğine dair bütün ölçütleri bilmesi, aynı zamanda çocuğun duygu dünyasını ve yaş özelliklerini de gözönüne alması sorumlulukları arasındadır. Şiir, çocuğu kendine kıpır kıpır bir dille çağırmalı. Her bir öykünün sonunun merakla beklenmesi gibi merakla beklenmeli sonu. Bunun için de şiirin iyi bir kurgusu, iyi bir dili olmalı. Şairler kendilerine yolculuk yapar her zaman, belki de bu yüzden çok zordur çocuklar için şiiri yazmak. İçinizdeki çocuk kırgınsa bir şeylere, dizeler hep hüzne akar. O nedenledir ki, her şair çocuk şiiri yazamaz. Çocuk şiiri elbet her zaman masal anaforundan beslenmez, kimi zaman gerçekleri de paylaşırsınız şiirler aracılığı ile. Ama, burada yine önemli olan, nasıl bir dil kullanacağınızdır, şiirin estetik değeridir. Çocuklar için yazarken imbiklerden geçirilmiş çalışmalar yaparız; çocuğun ve edebiyatın hak ettiğince ürünler ortaya koymak en büyük sorumluluğumuz.

*Çocuk ve edebiyat ilişkisi nasıl olmalı ki çocukta daimi bir kitap sevgisi oluşsun?

Çocuğun edebiyatla ilişkisi, toplumun okuma ve yazma kültürüne bakışıyla şekilleniyor. Eğer bir mahkemenin “kitap okuma cezası” verdiği bir ülkede yaşıyorsanız ve çocuk haberlerde bunu duyuyorsa “kitap-ceza” ikilisini onun zihninden nasıl sileceksiniz? Aile okumuyor, öğretmen okumuyor, sosyal medyada, yazılı ve görsel medyada kitap paylaşımları düşük oranda kalıyor, ders programları çağdaş yazarların yapıtlarıyla beslenmiyorsa, ülke ölçekli bir “okur yetiştirme” projesine gereksinim var demektir. Bütün bunları bir yana bırakıp ailenin “çocuğumun daimi kitap sevgisini nasıl oluşturabilirim?” sorusunu yanıtlarsak, öncelikle 21.yüzyıl çocuğuna kendi seçimlerini yapabilme özgürlüğünü verelim derim. Yani, onları sevebilecekleri kitaplarla buluşturmamız gerekir. Okul öncesi dönemde aile bireyleri mutlaka çocuklara ilgi çekici, bol resimli, nitelikli kitaplar okumalı, kitaplar üzerine sohbet etmeli. Çocuklara heyecanlı, macera dolu kurgularla seslendiğinizde, özgün metinlerle onların karşısına çıktığınızda bunu hemen alımlıyor ve sahip çıkıyorlar. Ben, çocukların ne denli zeki ve algılarının yüksek olduğunu bilerek, onların sorgulama gücüne güvenerek yazıyorum, onlara bir şey öğretmeyi değil, onların zevk alarak kitap okumalarını hedeflediğimi hissediyorlar. İşte bu duyguyu verdiğimiz zaman daimi kitap sevgisi oluşacaktır.

* Çocuklar muhakkak ki sizin kitaplarınızdan pek çok şey öğrenmişlerdir… Peki, siz kendi kitaplarınızdan ve okurlarınızdan neler öğrendiniz?

Okurlarımla sıklıkla buluşma şansı yakalıyorum. Gerçekten de çocuklardan her buluşmada bir şeyler öğreniyorum. Her okur ve yazdığım her kitap benim için yeni bir keşif. Yazmaya odaklanmadan tutun da dil denizinde nasıl yüzüleceğine, içten dışa, dıştan içe nice yolculuğa, çıkış yolları bulmaya, yaşama, karakterlere, mekanlara dair pek çok şey öğreniyorum yazarken. Her kitabımın farklı düzeyde dokunuşları olmuştur bana. Aslında biliyor musunuz, yazarı dönüştürmeyen kitap okuru da dönüştüremez.

*Sizinle iletişim kurmak isteyen baby&you okurları nasıl ulaşabilir?

Web sitemden ulaşabilirler. www.maviselyener.com

Baby&You Dergisi- 2018 Ocak

Hazırlayan: Neslihan Kirpikli

YORUM YOK

Bir Yorum Bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.