Ana Sayfa Basından FARE SARAYI İLE EFES’TEKİ SIR PERDESİ ARALANIYOR / İYİ KİTAP

FARE SARAYI İLE EFES’TEKİ SIR PERDESİ ARALANIYOR / İYİ KİTAP

0 473

Herkesin tarih kitaplarında okuduğu, gezip-görmek için geldiği, tarihsel önemi olan yerlerde doğup büyümüş olmak başka bir duygudur. Doğduğunuz yerin özel olduğunu hissetmezsiniz. Öneminin farkına bile çok sonradan varırsınız zaten, büyürken değil. İşte konusu Efes antik kentinde geçen Fare Sarayı kitabını ilk elime aldığımda, MÖ 6. yüzyıla dayanan tarihiyle şimdilerde turistik olarak hayli ilgi gören Assos bölgesinde büyüyen bir çocuk olarak, karakterleri kendime özellikle yakın buldum. Bu geçmiş, olayları sanki ben yaşıyormuşum gibi hissetmeme ve macerayı daha bir heyecan duyarak, karakterlerle benzer duyguları paylaşarak okumama neden oldu.
Mavisel Yener ve Aytül Akal’ın ortak çalışması olan ve seriyle aynı ismi taşıyan ilk kitap Kayıp Kitaplıktaki İskelet, 2011 yılında Tudem Yayınlarından çıkmıştı. Heyecanlı macera, 2014’te ikinci kitap Yaşayan Ölüler’le devam ederken bu yıl da üçüncü kitap Fare Sarayı Mayıs ayında okurlarla buluştu. Şimdilik üç kitaptan oluşan seri, Türk çocuk ve gençlik edebiyatının iki önemli kaleminin, eşine çok da sık rastlanmayan, etkileyici bir edebiyat buluşması örneği. Şiir kitapları ile başlayan işbirliği, “Kayıp Kitaplıktaki İskelet” serisiyle farklı bir yere evrilmiş. Kapakta iki ayrı ismi görmeseniz, iki yazarın ortak kaleminden çıkan bir çalışma olduğunu asla tahmin edemeyeceğiniz bir metin. Sade, akıcı anlatımı, merak uyandıran öğelerle bezenmiş kurgusu ve aralara yedirilmiş birçok bilgiyle harmanlanışı yazarların ustalık dönemi verimi olduğunu düşündürüyor.

Merkez üs Efes
“Kayıp Kitaplıktaki İskelet” serisinin üç kitabı da Efes antik kentinde geçiyor. İzmir’in Selçuk ilçesinde bulunan Efes Antik Kenti; Roma, Yunan başta olmak üzere farklı medeniyetlerin esintisini içerir. Oldukça büyük olan bu kentte, kütüphane, tapınaklar, uzun yollar, gizli geçitler ve konaklamayı sağlayan yapılar bulunuyor. Kuruluşu MÖ. 6000 yıllarına dayanan, tüm tarihi eserleriyle anıtsal kent olarak kabul edilen Efes harabelerinin en görkemli yapılarından biri olan Celsus Kütüphanesi ise serinin ana mekânı olarak seçilmiş.
Yazarlar, antik kentte adeta bir geziye çıkarıyor çocukları. İyi bir rehberlik hizmeti de sunuluyor denilebilir. Arkeolojik gizemlerle örülü kurgu, çok tanıdık mekânlarda gezinen karakterleri de sahici insanlar gibi duyumsatıyor okura. Özellikle kitabın sonundaki fotoğraflar, metindeki her bir kahramanı ete kemiğe büründürüyor. Efes’e gitseniz hepsini orada görecekmişsiniz gibi hissediyorsunuz.
Tarihin ışığında, antik kentin sokaklarında geçen gizem ve arkadaşlık dolu sürükleyici serinin son kitabı Fare Sarayı’nda heyecan doruk noktasına ulaşıyor. Ören yeri bekçisi olan babasının suçsuzluğunun kanıtlanmasının ardından zor günleri geride bırakan Ceylan ve arkadaşı Ali, bir nebze rahat günlerin başlamasıyla bir blog yazmaya karar veriyorlar. Bu blogta Efes’in güzelliklerini, tarihini, yaşadıkları olayları paylaşmak istiyorlar.
Maceranın odak noktasını oluşturan iskeletin gizemi hâlâ çözülememişken, bölgedeki kazı çalışmasına katılan bir arkeoloğun kaybolması ve harabeler arasında tuhaf davranışlar sergileyen iki yaşlı kadının varlığı macerayı bambaşka bir yere taşıyor. Ceylan ve Ali’nin blogtaki yazılarına, sosyal medya üzerinden gelen tehdit mesajlarıysa heyecanı giderek artırıyor.
Ve elbette kitaba fabl tadı veren en önemli unsur olan Hayvanlar Dedektiflik Bürosu üyeleri; düğümlerin çözülmesinde önemli role sahip Çelimsiz, Ceylan’ın çok sevgili kedisi Efes, ekibe sonradan katılan sevimli kedi Miro, sık sık bilgeliğine başvurulan Baykuş Serapis, iyiliği ve yavaşlığıyla ekibin vazgeçilmez üyesi kaplumbağa Kapkap ile sonradan aralarına katılan Ponpol ve yavrularını da anmak gerek. İçgüdüleri ve zekâlarıyla hareket eden bu sevimli hayvanlar, romanın kurgusu içerisinde insanlarla eşdeğer öneme sahip. Efes’in antik taşlarının arasında meydana gelen ve ucu gizemli Fare Sarayı’na dayanan esrarengiz olaylar zincirinin çözümünde hayvan kahramanlarımızın rolü büyük.
Kitabın bu sürükleyici akışı ve hızlı ritminin Saadet Ceylan’ın çizimleriyle güçlenmesini beklerdim. Bu noktada romanın sonundaki görsel katkıları bir yana bırakacak olursak, çizimlerin ağırlıklı olarak karakter odaklı kaldığını ve olay anlarına odaklanmadığını söylemek mümkün.
Bu serinin bir özelliği de bağımsız kurgusundan ötürü istediğiniz kitaptan okumaya başlayabiliyor olmanız. Kitapların her biri birbirini takip eden nitelikte ama kendi içinde de bütünlük arz ediyor.
Yazarların 2011’de yayımladıkları serinin ilk kitabı, dünya çocuk ve gençlik edebiyatı için kazanç olacağı düşünülen kitapları İngilizceye çevirerek tanıtmak amacıyla Found In Translation kuruluşu tarafından düzenlenen yarışmaya girmeye hak kazandı. Bu yarışmada ilk altı kitap arasına seçilerek, Found In Translation’ın sayfasında paylaşılan antolojide yayınlanan Kayıp Kitaplıktaki İskelet -1’in bu başarısı ve maceranın kendi ritmi diğer kitapların yazımı için yazarlarına, besbelli farklı bir motivasyon sağlamış.
Ülkemiz ve dünya tarihinde çok özel yere sahip olan Efes’teki bu yeni macera da genç okurları bir yandan eğlendirirken diğer yandan da antik kentin zengin tarihi birikimiyle tanıştıracak. Sırlarla dolu bu yolculuk keyifli bir okuma vaadediyor.

Yazan: Özlem Toprak, İyi Kitap, Sayı 95, Haziran 2017

YORUM YOK

Bir Yorum Bırak