Ana Sayfa Köşe Yazılarım BAK ŞU BUKALEMUNA!

BAK ŞU BUKALEMUNA!

0 1092

Küçük Hanım, S. Fisher Vakfı’nın, çağdaş Alman edebiyatı dizisi Adımlar/ Schritte projesi kapsamında, Sezer Duru’nun editörlüğünde yayımlandı. Roman, sekiz yaşında bir çocuğun, olup biteni kendi kodlarına çevirerek anlamlandırma serüvenini anlatıyor.

Çocukların, çıkarsız, coşku dolu merakları, anlama istekleri, öğrenmeye duydukları hayranlık dünyayı onlar için gizemli bir yer haline getirir.  Büyükler bu gizemi ortadan kaldırmak için ellerinden geleni yapar, eğitim sistemini de basamak olarak kullanıp çocukların elinden bu coşkuyu çekip alırlar. Nedenler, niçinler ile çocukların düş gücünü sınırlandırırlar. Küçük Hanım’da Lilly’nin düş gücü ile ailesinin buna bakışı hepimizin eline bir anahtar veriyor.

Küçük Hanım, bir bahçenin çocuklara sunduğu fantastik yolculuğa yaratıcı kalemiyle can veren Stefanie Taschinski’nin ilk çocuk kitabı. Hamburg’ta yaşayan yazar, serinin diğer kitaplarını yazmaya devam ediyor.

Bir kitabın çörekle başlaması iyidir! Ama o da ne! Bu çörek yenmiyor, şirin bir evin girişinde asılı, alçıdan yapılmış bir çörek bu. Bu güzel görünümlü çörek olmasa Lilly’nin annesiyle babası Hamburg kentindeki bu sokakta bulunan Çörek Evi’ne asla taşınmazlardı, biz de bir daha onlardan haber alamazdık. Altın rengi güzel çörek sekiz yaşındaki Lilly’nin dikkatini çekince, ev aramaya çıkmış olan annesi ile babası arayışı bırakıp bu eve taşınmaya karar veriyorlar. Lilly’nin heyecanlı serüveni böyle başlıyor.

Çörek Evi’nin arka bahçesi tüm çocukların düş dünyasını besleyecek sürprizlerle dolu. Her çalılığın arkasında başka bir hayvanın pusuya yattığı, yabani otlarla kaplı devasa bir bahçe orası. Yetişkinlerin hiç biri bu bahçeyle ilgilenmiyor. Sadece kapıcı Bay Leberwurst günde bir kez bahçedeki yolu süpürüyor. Girişte bir de levha asılı: Çocukların Girmesi Yasaktır.

BİLGE BUKALEMUN

Çörek Evi’nin bahçesinde, şemsiyesi sayesinde istediği zaman bukalemun gibi renk değiştirebilen Küçük Hanım da yaşıyor. Küçük Hanım çadırını bahçedeki yaşlı söğüdün altına kurmuş, orada pek mutlu. Lilly, bin yıllık bir bukalemun şemsiyesi olan, kendini görünmez kılabilen küçük bir hanıma rastladığında şaşkınlıkla karışık bir sevinç duyumsuyor.

Küçük Hanım’daki bukalemun, çağdaş masallarda sıklıkla gördüğümüz gibi, bilgeliğin simgesi olarak masalda yerini alır, onun sayesinde Lilly, çevresinde olup bitenleri daha çok anlamayı ister. Kitap Lilly ile bu küçük hanımın dostluğunu anlatırken bilinmeyen bu bahçeye şiirsel bir yolculuk yaptırır.  Bu yolculuk, aslında doğanın bir çocuk kadar önyargısız olduğunu ortaya koyar.

Bahçede yaşayan, konuşan, renk değiştiren canlıyı Lilly ailesine anlatsa da ona inanmazlar çünkü yetişkinlerin düş gücü sınırlıdır!  Bay Leberwust da hiçbir şey görmez elbette. Onun tek gördüğü, yasakları delip bahçeye giren küstah Lilly’dir. Lilly’e inanan ve Küçük Hanım’ı gören biri daha vardır: Lilly’nin beş yaşındaki kardeşi.  Ablasının bu sırrını paylaşan ve ona inanan kardeş ile Lilly arasındaki sıcacık iletişim kardeş sevgisini sayfalara yansıtır.

HER ZAMAN BAŞKA BİR YOL VARDIR

 Lilly’nin Küçük Hanım ile yaptığı konuşmalar çocuk okurları felsefenin kollarına getirip bırakır. Örneğin, bahçedeki bir çiçek soğanını Lilly’e gösterir Küçük Hanım. “İki yüz yıl, üç yüz yıl öncesini gözünde canlandırmasını söyler. “O zaman burada çayırlar, tarlalar, bahçeler vardı” diyerek onun geçmişi hayal etmesini sağlar.  Elinde tuttuğu soğanın o zamanki soğanlardan birinin torununun torununun torunları olduğunu söyler. Lilly, çevresini, çiçekleri artık bambaşka gözle görmeye başlar. Lilly, arkadaşının anlattığı sıradışı şeyleri mükemmel bir farkındalıkla algılar.  Bahçıvan peşlerine düştüğünde kendini çaresiz hissettiğinde bile arkadaşının sözleriyle kendine gelir: “Her zaman başka bir yol vardır.” (s,63)

Lilly, sürekli renk değiştiren küçük arkadaşıyla birlikte bilinmeyen toprakları keşfederken yanında hep fotoğraf makinesi vardır. Doğada gördüğü her canlının fotoğrafını çekmesi için Küçük Hanım Lilly’yi yüreklendirir. Çörek Evi’nin arka bahçesinde gezinirken karşılarına çıkan fırın, bir zamanlar o evde gerçekten de bir fırıncının yaşadığının kanıtı olur. Fırıncının çörek tariflerinin bulunduğu yüz on bir yıllık defteri Lilly ne yapar dersiniz? Yazar “Yetişkinler herhangi bir şey fark edemeyecek kadar cumartesi alışverişleriyle meşgullerdi.”(s. 103) cümlesiyle çocukların ayrıntıları fark etme konusundaki yeteneklerine vurgu yapar. Ortaya çıkarılacak pek çok sır vardır.  Keşif yapmak, meraklı olmak, sınırsız hayal gücü gibi pek çok çocuğun sahip olduğu özelliği taşıyan Lilly’nin Küçük Hanım ile olan serüvenleri devam ediyor, umarım Türkçeye onlar da çevrilir. Ayça Sabuncuoğlu’nun özenli çeviri dilinin kitaba katkısını irdelememiz gerekir.

Her geçen gün insanoğlunun bilgisine yüzlercesi ekleniyor, pek çok kitap yazılıyor, okunuyor, ne şanslıyız ki biz de o kitaplarla doldurabiliyoruz yaşamımızı. Masallar okurken, binlerce yıl önce yaşamış bir çiçeği koklamış gibi oluyoruz kimi zaman, ya da yüz yıllık bir gülüşe tanık oluyoruz… Küçük Hanım’ın fantastik yolculuğu, Lilly’nin sorularından yola çıkarak düşündürüyor; aynı zamanda da eğlenceli bir okuma serüveni sunuyor.

maviselyener@gmail.com

*Küçük Hanım/ Stefanie Taschinski/ Resimleyen: Nina Dulleck/ Çeviren: Ayça Sabuncuoğlu/ İletişim Yayınları/ 2013/ 9+

MAVİSEL YENER, CUMHURİYET GAZETESİ- KİTAP EKİ (SAYI: 1244)

YORUM YOK

Bir Yorum Bırak